Tarımın Kalbi Ayvalık’ta Attı: Kuzey Ege Belediye Başkanları Zeytin Zirvesi’nde Buluştu
Ayvalık’ta düzenlenen AgroAyvalık 2026 Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Kuzey Ege’nin belediye başkanlarını, üreticileri ve sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu. Fuar kapsamındaki “Yerel Yönetimler ve Kırsal Kalkınma” panelinde konuşan Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, artan girdi maliyetleri, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda egemenliğinin korunması için alınması gereken adımları paylaşırken Dikili’de yükselen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (TDİOSB) bölgeyi Avrupa’nın en önemli tarımsal ihracat kapılarından biri haline getireceğini vurguladı.
Ayvalık Belediyesi’nin ev sahipliğinde kapılarını açan AgroAyvalık 2026’da Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı yan yana gelerek bölgenin tarım ve kırsal kalkınma stratejilerini masaya yatırdı.
CHP GENEL BAŞKANI’NIN SELAMI AYVALIK’A ULAŞTI
Programa İzmir’deki toplu açılış törenine katıldıktan hemen sonra geçen Başkan Kırgöz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Ayvalıklı ve Altınovalı hemşerilerine gönderdiği selamı ileterek konuşmasına başladı. Genel Başkan’ın selamı salondaki katılımcılar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı.
ÜÇ BAŞKANDAN ORTAK KIRSAL KALKINMA MESAJI
Panelde ev sahibi sıfatıyla söz alan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, yerel üreticiye verilen desteklerin bölgesel ekonomi için ne denli kritik olduğunu vurguladı. Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı ise belediyeler arası iş birliğinin güçlü tutulması ve üreticilerin entegre projelerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
“BU TOPRAKLARIN EVLADIYIM”
Konuşmasına Altınova’ya olan köklü bağını anlatarak başlayan Kırgöz, “Ben bu topraklara yabancı değilim. Yanı başınızdaki Salihler Köyü’nde doğmuş büyümüş, toprağın dilini bilen, tarla tozu yutmuş bu insanların içinden gelen bir evladınızım. 80’li yıllarda köyümüzde beş altı tane pancar su motorumuz çalışırdı. Arızalandıklarında traktörün arkasındaki küçük kutuyu atıp Altınova sanayisine koşan o kısa şortlu çocuk bendim. Enver Usta’nın dükkanına gelir, parça gerekirse Ahmet abimizden parasız pulsuz alır, motorumuzu tamir ettirir ve aynı gün işimizin başına dönerdik. Bu yüzden çiftçinin derdini, dökülen alın terini çok iyi bilirim.” dedi.
“KENDİ KENDİNE YETEN ÜLKEDEN İTHALATÇI KONUMA DÜŞTÜK”
Türkiye’nin tarım politikalarındaki gerilemesini çarpıcı örneklerle özetleyen Başkan Kırgöz, gıda güvenliğinin önemine şu sözlerle dikkat çekti: Biz ilkokul sıralarındayken ‘Türkiye kendi kendine yeten dünyadaki 7 ülkeden biridir’ diye öğretildi; bu vizyonla büyüdük. Bugün ise samanını Rusya’dan ithal eden, savaş halindeki Ukrayna’dan bir gemi tahıl yola çıktığında ekmek fiyatları ucuzlayacak diye neredeyse bayram yapan bir ülke haline geldik. 2020 pandemi dönemini hatırlayın; insanların panikle ilk boşalttığı yerler lüks mağazalar değil, gıda reyonlarıydı. Bu tablo sürdürülemez, üretimi mutlaka çoğaltmalıyız.
GENÇLERİ TOPRAKLA BARIŞTIRMAK ZORUNDAYIZ!
Resmi verilere göre Türkiye’de çiftçilikle uğraşanların yaş ortalamasının 50’nin üzerine çıktığına dikkat çeken Kırgöz, merkezi yönetime somut çözüm önerileriyle seslendi: Çiftçimizin girdi maliyetleri her geçen gün artıyor ama ürün fiyatları neredeyse yerinde sayıyor. Gençlerimiz, ailelerinin dökülen alın terine rağmen yaşadığı bu ekonomik çıkmazı gördükçe haklı olarak tarımdan uzaklaşıyor. Korkuyorum ki 10-15 yıl sonra traktörün direksiyonuna oturtacak genç nesil bulamayacağız. Tarım Kanunu’nun 21. maddesinin açık emri uygulanmalı ve Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 1’lik desteği çiftçiye eksiksiz verilmelidir. Üretimin sürdürülebilirliği için mazot, gübre, tohum ve ilaçtan ÖTV ile KDV kesinlikle kaldırılmalıdır.
Tarım meslek liselerinin yeniden açılması ve mezunlarına hazine arazilerinin uygun şartlarla kiralanması gerektiğini de belirten Kırgöz, Hollanda örneğini hatırlatarak Türkiye’nin verimli topraklarla dünyaya tarım ürünü ihraç eden bir ülkeye dönüşmesi gerektiğini söyledi.
YEREL YÖNETİMLER OLARAK ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ
Ekonomik şartlar nedeniyle ilçe belediyelerinin bütçelerinin daraldığını ifade eden Kırgöz şöyle devam etti: Tüm imkânsızlıklara rağmen üreticiye can suyu olmaya devam ediyoruz. Dikili’de çiftçimizin ürününü tozdan, topraktan ve kırmızı örümcek hastalığından korumak için üretim yollarında asfaltlanmamış alan neredeyse bırakmadık. İzmir Büyükşehir Belediyemizle birlikte fide, küçükbaş ve büyükbaş hayvan, gübre, tohum, ilaç; balıkçılarımız için ise boya yardımı, buz makineleri ve derin dondurucular gibi her alanda girdi desteği sağlıyoruz. Yetiyor mu? Elbette yetmiyor. Ama elimizdeki tüm imkânları zorluyoruz.
DİKİLİ’DEN DÜNYAYA AÇILAN KAPI: TARIMA DAYALI İHTİSAS OSB
Altyapı çalışmaları tamamlanmak üzere olan TDİOSB’yi bölge için tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiren Kırgöz, proje hakkında oluşan yanlış algıyı da şöyle düzeltti: Bu proje ilk gündeme geldiğinde ‘çiftçinin arazileri alınıp zengin sanayicilere veriliyor’ gibi asılsız bir algı yaratılmak istendi. Gerçek şu ki o arazinin tamamı tarıma elverişsiz, bataklık ve taşlık bir alandı. Biz o bataklığı kurutarak üretime kazandırdık. 3 bin dönümlük bu dev proje Dünya ve Avrupa Bankası kredileriyle inşa ediliyor. Dikili Belediyesi olarak mali tüm zorluklarımıza rağmen yüzde 6,5 oranında hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduk. Ayvacık tünelleri ve yeni otoban hatları sayesinde Dikili’den çıkan bir ürün 5-6 saatte Avrupa kapısına ulaşacak. Bu yatırım bölgeye hem büyük bir istihdam hem de güçlü bir ihracat kapasitesi kazandıracak olan dünyaya örnek bir projedir.
DENİZi DE TOPRAĞI DA AYNI HASSASİYETLE KORUYACAĞIZ
Bu bölgelerin yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını; tarım ile deniz ürünlerinin aynı ekosistemin parçası olduğunu vurgulayan Kırgöz, kontrolsüz trol avcılığına da sert tepki gösterdi. Kırgöz, “Son 5-6 yıldır denizlerimizde büyük bir talihsizlik yaşanıyor. Deniz patlıcanı avcılığı adı altında denizin dibi troller tarafından ilkel aletlerle tamamen tarandı. Ne balık yuvası kaldı ne barınak. Eskiden İzmir Balık Hali’nde Dikili sardalyası kalitesi ve fiyatıyla ayrıcalıklıydı; şimdi ise denizlerimiz ciddi biçimde fakirleşti. Tarım ve deniz birbirine bağlıdır; ikisini de korumak boynumuzun borcudur.” diye konuştu.
“ÜRETMEK ERDEMDİR, ÇİFTÇİLİK GURURUMUZDUR”
Konuşmasını umut dolu bir kapanışla noktalayan Kırgöz şunları söyledi: Kimse karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmasın. Üretmek erdemdir, çiftçilik gururumuzdur. Bu topraklara akıtılan alın teri bu ülkenin gerçek kurucu değeridir. Gelecek güzel günlerde çiftçilerimiz çok daha fazla üretecek, çok daha fazla kazanacak. Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; köylü, bu milletin yeniden efendisi olacak!
Başkan Kırgöz, fuarın gelenekselleşerek Kuzey Ege’de ses getiren bir markaya dönüşeceğine olan inancını belirterek başta ev sahibi Mesut Ergin olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
